ERÜ'deki kemik iliği hastanesinde sona gelindi

KAYSERİ,(BGC)-Talas’ta 6 Mayıs 2018’de Kansere Karşı Birlikte (Kanka) Derneği öncülüğünde başlanan Erciyes Çocuk Hematoloji/Onkoloji ve Kemik İliği Nakli Hastanesi’nin inşaatında son aşamalara gelindi. Konuyla ilgili Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Onkoloji, Hematoloji ve Kemik İliği Nakli Bölüm Başkanı ve Kanka Derneği Başkanı Prof. Dr. Musa Karakükcü önemli bilgiler paylaştı.

ERÜ'deki kemik iliği hastanesinde sona gelindi
06 Nisan 2021 - 18:59
Karakükcü, konuşmasına “Bu dernek Mehmet Özhaseki başta olmak üzere Kayserili hayırseverlerden aldığı yardımlarla hastanenin inşaatını bitirmeye çalışıyor. Mayıs ve Haziran’da hastanenin inşaatını bitirmeyi planlıyoruz. Hastane 80 milyon TL’ye mâl olup, alanında Türkiye’nin en büyüğü ve Avrupa’da ilk sıralara girecek hastanesi olacak” diyerek başladı.
HASTANEDE NELER OLACAK?
Karakükcü, hastanenin yapısı ile ilgili “Hastanede 40 yatak kemik iliği nakli için ayrılacak, İstanbul ve Ankara’daki hastaneler bu konuda 15-16 yatağa sahip. Diğer kanser hastası çocuklar da burada tedavi alabilecek. Hematoloji, talasemi, hemofili ve kanser hastalarının tedavi alabileceği bir merkez olacak. Hastanede JACIE akreditasyonu olacak. Şu anda Türkiye’de JACIE akreditasyonlu tek merkez bizim merkezimizdir. Bu altyapıyla hastanenin çok güzel işler yapacağını umut ediyorum” diye konuştu.
KÖK HÜCRE NEDİR?
Karakükcü, kök hücrenin ne olduğu üzerine “Kadınların ovum hücresi ve erkeklerin sperm hücresi birleştikten sonra 16 hücreye bölünür. 16 hücreden her biri insanın bütün hücrelerini oluşturabilecek kapasitededir. Bunlar embriyonik kök hücrelerdir. Hematopoietik kök hücre dediğimiz hücre ise kandaki bütün elemanları oluşturabilir. Yani biz kemik iliği tamamen ölmüş bir kişiye kök hücre verirsek onun kanındaki bütün hücreleri oluşturabilirler. O yüzden bu kadar kıymetli” diye bilgilendirmede bulundu.
Karakükcü, kök hücre ve kemik iliği naklinde sürecin nasıl yürüdüğünü “Kök hücre nakli yaptığımız hasta gruplarında yanlış çalışan bir dolaşım sistemi var. Yani dolaşım sistemi kan kanseri üretiyor. Veya ağır aplastik anemi olabiliyor, yani hiçbir şey üretemiyor. Biz bu sistemi kemoterapi ilaçları veya radyoterapi ile temizliyoruz, yerine başka birinden aldığımız kök hücreleri koyuyoruz. Kök hücreler oraya yerleşiyor ve sistemin ihtiyacı olan kanı üretiyorlar. Biz pek çok hastalığa kemik iliği nakli yapabiliyoruz. Bunların %50’si lösemi ve lenfoma gibi kanser hastalıkları, %50’si de kanser olmayan fakat tehlikeli kan hastalıkları. Her bir hastalık için başarı şansı değişiyor ama ortalamaya vurursanız %80’lere yakın kemik iliği naklinde başarı oranı var. Nakle girerken bu hastaların hiç şanslarının olmadığı düşünülürse hastaların faydalanma oranı yüksek”  diye anlattı.
NASIL KÖK HÜCRE DONÖRÜ OLUNUR?
Karakükcü, kemik iliği veya kök hücre nakli için donör gerektiğini hatırlatarak, “Biz donör bulabilmek için öncelikle hastanın kardeşlerine bakıyoruz. Bir kardeşin bir kardeşe tamamen uyma ihtimali %25’tir. Kardeşler uymuyorsa anne-babaya bakıyoruz. Anne-babanın uyma ihtimali ise %1-2’lerde. Bazı gruplar akrabaları da tarayabiliyorlar, ancak anne-baba arasında yakın derece akrabalık yoksa bakmaya gerek yok. Artık TÜRKÖK var. TÜRKÖK’te 650 bin kişinin doku grupları mevcut. Biz oradan tarama yapıyoruz ve bulursak oradaki vericiyle naklimizi yapabiliyoruz” diye konuştu.
Karakükcü, “Gençlere donör olmalarını öneriyorum. Kızılay’a girip 3 tüp kan verebilirsiniz. Böylelikle sizin doku gruplarınız belirlenecek ve donör havuzuna siz de katılacaksınız. Halk arasında şöyle bir yanlış anlaşılma var: Kök hücre donörü olunca kök hücre hemen alınacak, toplanacak ve dondurularak saklanacak sanılıyor. Aslında öyle değil, sadece doku grupları belirleniyor. Mesela lösemi hastası bir çocuğumuz var, kemik iliği nakli düşünüyoruz, donör bulabilmek için TÜRKÖK’e başvurduk, TÜRKÖK’te de sizin isminiz çıktı. Size TÜRKÖK’ten gelip “Sen şu tarihte verici olmayı düşünmüştün, hâla verici olmak istiyor musun?” diye soruyorlar. “Evet” denilirse işlem devam ediyor, demezse vericiyi kimse zorlamıyor. O yüzden genç arkadaşlarımız korkmasın. Belki gün gelir bir çocuğa tekrar hayat verebilirler. Ve Ramazan’a yaklaşıyoruz, kan bulma ihtimalimiz giderek azalıyor. Koronavirüsten dolayı insanların hastaneye gelip kan verme oranları çok azaldı, bir de Ramazan’dan dolayı bağışçıların gelme durumu azalacak ve bizim de kan stoklarımız azalıyor. O yüzden ben arkadaşlarımıza kan verme hususunda çağrı yapıyorum” diyerek, konuşmasını tamamladı.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum